artik yonetici olmasi gerektigine kanaat getiren yazar

yavaş kanaat getirsin, getirirken saçı başı dağılmasındır.

bir de şu vardır belki: <bkz: artık yazar olması gerektiğine kanaat getiren yönetici>
<bkz: takas>

su kucugun soz buyugun

aslı sus küçüğün söz büyüğün olan ifadenin işe geldiği gibi yorumlanması.

ulker cikolatali gofret sevmeyenler dernegi

gönüllü üyesi olacağım dernektir. zira ülker çokonat daha iyidir.

<bkz: beni seç beni seç>

camdan cama

eski bir hakan peker şarkısı.

daha henüz tanışmadık
bir kez gördüm camdan cama
şöyle birazcık bakıştık
gönül verdim ben sana
camdan cama ahh
camdan cama ahh
aşık oldum hemen sana
camdan cama ahh
camdan cama ahh
aşık oldum birden ona
gördüm sevdim camdan cama
karabiber gibi yüzün
pek de sade yok hiç süsün
canımı aldı o gülüşün
aşık oldum ben sana.

daldan dala

<bkz: camdan cama>

icyagi

kuyruk yağının iç versiyonu. *

play it once sam

play it önce sam okumamla birlikte "demek ki parça listesinde birden önce şarkı var, sam amcadan da önce onu (it) çalması isteniyor" şeklinde yorumladığım cümle, replik, hede. *

atlar ofsayta dusmez

ofsaytın ne olduğunu hala çözememiş milyonlarca (evet abartmıyorum milyonlarca) dişiyi at yarışlarına çekmek için kullanılabilecek başarılı bir slogan.

- ay ben bıraktım artık artık iddaayı ayten, neymiş o gol ofsaytmış da, golü atan oflu saitmiş de. oynuyorum altılı ganyanımı, at koşuyor ben alıyorum paraları. ne ceza sahası var ve kale çizgisi. hem jokeylerin yanında kendimi uzun boylu hissediyorum.

iade

geri iade şeklinde bir kullanımı vardır ki, evlerden ırak.

wmco org

world missing children organization kısaltması olan bu sitede dünyanın tüm ülkelerinden kayıp çocuk ilanları bulunuyor. http://www.wmco.org/

"a missing child is a parent's worst nightmare." (kayıp bir çocuk bir ebeveynin en kötü kabusudur.) sloganına sahip siteye kayıp ilanı vermek için şu linki kullanabilirsiniz: http://www.wmco.org/report/turksrep.html

turklere ozgu hastaliklar

kesme işaretini unutma hastalığı.

<bkz: türkler'e özgü hastalıklar>

pepsi max kutusuna dilini sokup cikaramayinca solugu 2 nolu saglik ocaginda almak

pepsi max için sağlık ocakları görev dağılımı:

1 nolu sağlık ocağı: dudağını sıkıştıranlar için
2 nolu sağlık ocağı: dilini sıkıştıranlar için
3 nolu sağlık ocağı: cinsel organını sıkıştıranlar için

morg:kafasını sıkıştıranlar için.

ozan bilen

<bkz: ozan bilenin kılıç kuşananın> *

kapak alti yazilari

<bkz: bira bu kapağın altındadır>

adi pelin olup da cirkin olan kiz

amerika birleşik devletleri'ndeki araştırmacıların bulduğu sonuçlara göre halen yağmur ormanlarının derinliklerinde sayıları oldukça az olmakla birlikte yaşamlarını nil karaibrahimgil'in "bak pelin'e pelin'e" şarkısını söyleyerek geçirenleri mevcut. bu tür canlıların soylarının tükenmek üzere olduğunu belirten uzmanlar, halkı uyardı: "pelinleri sevelim, sevap getirmese de bakalım"

<bkz: güzele bakmak sevaptır>

bebegim

eski, çook eski bir burak kut şarkısı. hazinli de bir klibi vardı. sevgilisi ölür burak kut'un, sora hayaleti gelir falan filan..


gözlerim tükendi bu akşam
neden allahım bu ceza
bedenim donuk, ellerim soğuk
ayrılık var yine yalnızım
sen sevdiğimdin, bebeğimdin
neden ayrıldık
sen tutamadığım çiçeğimdin
bir tanem neden ayrıldık
sigaram sensiz bitiyor
ah aşkım içim yanıyor
soğudu odam yalnızım yine
yapamam ben sensiz dur dinle

söz: ercan saatçi
müzik: ercan saatçi - ufuk yıldırım
düzenleme: ercan saatçi - ufuk yıldırım

arabesk muzigin klise sozleri

biz delikanlıyız/erkek adamız...

bizde yalan yok ...

mutlu ol yeter...

*

tugce baran

genelde geyik diye tabir edilen, 30 yaşını geçmiş de bir koca bulamamış yalnız yaşayan hatun kişinin gözlemlerini aktaran yazarımız bugün deyim yerindeyse lafı gediğine koymuştur. 40 yılda bir siyaset yapar; yaptı mı da tam yapar tuğçe. okuyun efendim, yorum sizin:


"kim gafil, kim cahil...


bu seçimler bir geçse de bu hayhuy bir bitse, ortalık biraz yatışsa -mümkün mü bilemiyorum- çok mutlu olacağım.

günde 200 kere “ya kardeşim, laiklerin açılma hakkı varsa diğerlerinin de kapanma hakkı vardır. geldiklerinde bizi kapatacaklar ama paranoyasıyla insan hakları ihlal edilemez. ayrıca bu bir laik/dinci çatışması değildir. bal gibi bir sınıf çatışmasıdır. 80 yıldır başörtüsüne bir şey demezken kimse, başörtülüler şehirleşmeye, zenginleşmeye, mal mülk ve iş sahibi olmaya, çocuklarını sizin gibi liselere, üniversitelere göndermeye başlayıp, pekala sınıf atlayıp sonra da yetmiyormuş gibi iktidar olunca mı fark ettiniz türkiye’nin sıkı müslüman bir ülke olduğunu? sıkı dindar bir millet olduğumuzu? mevlitsiz, hocasız, kurbansız, adaksız, imam nikahsız birkaç bin kişiden başka kimsenin olmadığını? toplumun ezici çoğunluğunun zaten dini kurallar çerçevesinde yaşadığını? düne kadar “sevimli başörtülü köylü teyzenin” fotoğraflarını çekerken birden onun kızının veya kızı olabilecek birinin first leydi olabileceğini görünce mi türkiye’deki aydınlık-karanlık hadisesi ilginizi çekti? başörtülüler 80 yıldır olduğu gibi köylerinde, kasabalarında yaşasalardı, etliye sütlüye karışmasalardı, “dekoratif unsur” olarak kalsalardı yine çok ilginizi çekecek miydi kuran kursları, cehalet, gericilik, milletin sabah akşam ibadetten başka bir şey yapmıyor olması, fettullah, şu bu..” demekten sıkıldım. sıkıldım ama başka bir şey ne düşünebiliyorum ne de düşünmemize izin veriliyor.

türkiye sanki akp’den önce acayip açık saçık, acayip aydınlık, acayip bilinçli, acayip okumuş yazmış, acayip anti-dindar, nefis bir ekonomiye sahip, üniversiteleri lise üstü saçma sapan kurumlar değil, mahkemeleri süper bağımsız, anayasası acayip demokrat bir yermiş gibi.. müslümanlık mı? o da ne diyen bir yermiş gibi..

bildim bileli bu ülke açığıyla kapalısıyla, bikinilisi çarşaflısıyla süper cahildir, bildim bileli bu ülkede kadınların ezici çoğunluğu örtülüdür, bildim bileli kasabalarda herkes ama herkes yazları kuran kursuna gider, bildim bileli mevlitsiz geçen bir gün yoktur, bildim bileli hurafeler gırladır, bildim bileli ramazan’da bu ülkenin izmir, ankara ve istanbul dışındaki şehirlerinde, kasabalarında, köylerinde lokantaları kapalıdır, sokakta yemek yemek hoş karşılanmaz, bildim bileli erkek doktorlara kadınlar gitmek istemez...

ama ne memleket batmıştır ne de istanbul, izmir ve ankara “elitleri” bununla ilgilenmiştir..

bikinimiz giyebilip rakımızı içebiliyor muyuz imbatımıza, lodosumuza karşı? tamam o zaman..

ne zamanki o “ıyyyy” insanlar diplerine geldi, “kıllı kolları, kısa bacakları, kocaman göbekleriyle parklarda sere serpe mangal yaptı, felllllaket bir görüntü kirliliği yarattı, yetmiyormuş gibi bir de kafasının türlü türlü örtü”, (benim laflarım değil bunlar) ve üstelik o diplerine gelen “ıyyy” insanlar da bir güzel kendilerinden birini seçti.. “aaa! yok yok.. çok dinci oldu bu ülke.. imdat!”

akrabalarının yarısı küçük bir kasabada yaşayan ve bütün akrabaları gayet dindar, gayet hali vakti yerinde ve gayet kendine saygılı insanlar olan ve hemen hemen bütün yaz tatilleri orada geçen biri olarak bana cidden çok komik geliyor. eskiden olmayıp da şimdi olan bir şey görmek için çok uğraşıyorum. başörtülerin modası değişti, iğneli iğnesiz, bağlamalı, sallamalı, tek katlı, iki katlı, renkli, sade, kimisi türban dedi, kimisi sıkmabaş dedi, kimisi başka bir şey dedi ama örtü örtü olarak kafalarda hep vardı.. kenarı işle yemeni değil de vakko olunca mı batıyor? (ki vakko 60 yıldır servetinin büyük bir kısmını başörtüsünden kazanmıştır diyebiliriz..)

hadise bir yer değişimidir. kasabalarda olanın yayılması, kendilerine güvenlerinin gelmesi, süklüm püklümlüklerinin yok olması ve ayrıca evet, zenginleşip sınıf atlamasıdır. hadise nişantaşı bağcılar savaşıdır.. bağcılar’dakinin gelip nişantaşı’nda oturmak istemesidir.. iski’de, tapu kadastro’da, adliye’de çalışmak istemesidir. ve bana bugüne kadar neden onların orda olmaması gerektiğine dair makul bir açıklama yapılamadı.

beğenirim beğenmem ayrı. ülke böyle olsun isterim istemem ayrı. ama kuralları hem sen koy, hem maç ona göre oynansın hem de sen gol yiyince, al topunu git. ahlaksızlıktır bu her şeyden önce.

milletin dinle kafayı bozup cahil cahil dolaşması, doktora orasını göstermemek uğruna hastaneden kaçıp sokakta doğurması ne kadar sinirimi bozuyorsa öteki tarafın da çekirdek çitletip yarışma programı izleyip, ömrü hayatında tek bir kitap okumayıp sonra da “biz çok aydınlıkız heyo heyo hey” mitinglerine bayraktan yapılma kıyafet kreasyonlarıyla katılması da o kadar sinirimi bozuyor. kim daha az cahil, tümüyle şüphe içindeyim. bu dediklerimi anlamayıp da “senin kara çarşafın gelmiş.. soksunlar o sarı aptal kafanı burkalara da gör gününü” diye mektup atanları da son cümleme “teyit” olarak görüyorum.."

kaynak: http://www4.gazetevatan.com/...0435&categoryid=4&wid=6

yazarlarin aslinda soylemek istedikleri

#412677 *

sevisirken dinlenebilecek sarkilar

athena - i wanna bring you up * *